Yıllık check-up, herhangi bir şikayet ortaya çıkmadan vücudun temel sistemlerinin tarandığı, hastalıkların erken evrede yakalanmasını sağlayan koruyucu bir sağlık kontrolüdür. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kalp-damar hastalıkları, kanser ve tip 2 diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar dünya genelindeki ölümlerin yaklaşık %74’ünden sorumludur ve bu hastalıkların büyük çoğunluğu erken tanı ile önlenebilir ya da seyri yavaşlatılabilir. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre 40 yaş üstü yetişkinlerin yalnızca %30’u düzenli check-up yaptırmakta; oysa yıllık temel tahliller sayesinde hipertansiyon, diyabet, anemi, böbrek ve karaciğer hastalıkları aylar hatta yıllar öncesinden tespit edilebilmektedir. Bu yazıda yıllık check-up’ta yapılması gereken 12 temel tahlili, her birinin neyi ölçtüğünü, normal değer aralıklarını, yaşa ve cinsiyete göre eklenmesi gereken ek testleri ve hastanın bilmesi gereken kritik noktaları detaylıca inceliyoruz.
Yazı içeriği

Check-Up Nedir?
Check-up, kişinin herhangi bir hastalık şikayeti olmasa bile genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla yapılan, kan tahlilleri, idrar tetkikleri, görüntüleme yöntemleri ve klinik muayeneden oluşan kapsamlı bir tarama sürecidir. Latince “kontrol etmek” anlamına gelen “check” kelimesinden türeyen bu kavram, modern tıbbın koruyucu hekimlik anlayışının somut karşılığıdır. Hastalığı tedavi etmek yerine, hastalık daha ortaya çıkmadan ya da semptom vermeden risk faktörlerini belirlemek temel hedeftir.
Türkiye’de check-up uygulaması hem devlet hastanelerinde aile hekimliği ve dahiliye polikliniklerinde hem de özel hastanelerin paket programlarında sunulmaktadır. Standart bir yetişkin check-up paketi genellikle kan tahlilleri, tam idrar analizi, EKG, akciğer grafisi ve cinsiyete/yaşa göre değişen ek tetkiklerden oluşur. 40 yaş üstünde içerik genişler; kanser tarama testleri, kemik yoğunluğu ölçümü, kardiyolojik stres testleri ve gastroenteroloji tetkikleri devreye girer.
Yıllık Check-Up Neden Önemli?

Yıllık check-up’ın temel mantığı, hastalıkların büyük bölümünün semptom vermeye başladığında genellikle ileri evrede olmasından kaynaklanır. Hipertansiyon (“sessiz katil” olarak anılır), tip 2 diyabet, böbrek yetmezliğinin erken evreleri, dislipidemi, anemi, tiroid disfonksiyonları ve birçok kanser türü uzun süre belirgin şikayet vermeden ilerler. Düzenli tarama yapıldığında bu hastalıkların büyük çoğunluğu kan ve görüntüleme tetkikleriyle aylar hatta yıllar öncesinden tespit edilebilir ve tedaviye erken başlanması hem yaşam süresini hem yaşam kalitesini belirgin biçimde artırır.
Bunun ekonomik boyutu da göz ardı edilmemelidir. İleri evrede yakalanan bir kalp damar hastalığının tedavisi (anjiyo, stent, baypas, ilaç) ile erken evrede tespit edilip yaşam tarzı düzenlemesi ve düşük doz ilaçla yönetilen aynı hastalığın maliyeti arasında 5 ila 10 kat fark olabilir. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu verilerine göre koruyucu hekimliğe ayrılan her 1 TL’lik harcama, tedavi maliyetlerinden ortalama 4-5 TL tasarruf sağlamaktadır. Bu nedenle hem birey hem de sağlık sistemi açısından düzenli check-up stratejik bir yatırımdır.
“Hastalığın erken yakalanması, ileri evrede tedavisinden her zaman daha kolay, daha ucuz ve daha az risklidir. Yıllık check-up bu prensibin en somut karşılığıdır.”
Yıllık Check-Up’ta Yapılması Gereken 12 Temel Tahlil
Aşağıdaki 12 tahlil, 18 yaş üstü yetişkinler için yıllık standart check-up’ın çekirdek kapsamını oluşturur. Yaş, cinsiyet, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıklar bu listeye ek testler ekleyebilir; ancak bu 12 başlık her yetişkin için temel referanstır.
1. Tam Kan Sayımı (Hemogram)
Hemogram, kanın hücresel bileşenlerini (kırmızı kan hücresi, beyaz kan hücresi ve trombositler) ölçen en temel tahlildir. Tek bir tüp kandan yapılan bu test; anemi (kansızlık), enfeksiyon, iltihaplanma, kanama eğilimi, lösemi ve birçok hematolojik hastalığın ilk işaretlerini yakalar. Hemoglobin (Hb), hematokrit (Hct), eritrosit indeksleri (MCV, MCH, MCHC), beyaz küre alt tipleri (nötrofil, lenfosit, monosit, eozinofil, bazofil) ve trombosit sayısı raporda yer alan başlıca parametrelerdir.
Normal hemoglobin değeri kadınlarda 12-15 g/dL, erkeklerde 13.5-17.5 g/dL aralığındadır. Düşük değerler demir, B12 veya folik asit eksikliğine bağlı anemiyi; yüksek değerler ise polisitemi veya dehidratasyonu işaret edebilir. Beyaz küre yüksekliği bakteriyel enfeksiyon, düşüklüğü viral enfeksiyon veya kemik iliği baskılanması anlamına gelebilir. Hemogram, tek başına yorumlanmaz; klinik bulgular ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilir.
2. Açlık Kan Şekeri ve HbA1c
Açlık kan şekeri (FBG), en az 8 saatlik açlık sonrası alınan kanda glikoz düzeyini ölçer. Normal değer 70-100 mg/dL arasındadır; 100-125 mg/dL “bozulmuş açlık glisemisi” (prediyabet), 126 mg/dL ve üzeri ise diyabet tanısını düşündürür. HbA1c (glikolize hemoglobin) ise son 2-3 ayın ortalama kan şekerini gösterir ve diyabetin hem tanısında hem takibinde kullanılan en güvenilir parametredir.
HbA1c’nin normal değeri %5.7’nin altıdır; %5.7-6.4 arası prediyabet, %6.5 ve üzeri diyabet olarak değerlendirilir. Tek bir gün stresli, hastalıklı veya hatalı diyetli olunduğunda yanıltıcı sonuç verebilen açlık şekerinin aksine HbA1c uzun vadeli ortalamayı yansıtır; bu nedenle özellikle 40 yaş üstü ve aile öyküsünde diyabet bulunan kişilerde mutlaka istenmelidir. Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık %14’ünde diyabet, ek olarak %15’inde prediyabet bulunmakta; bu kişilerin önemli bölümü hastalığının farkında değildir.
3. Lipid Profili (Kolesterol ve Trigliserid)
Lipid profili; total kolesterol, LDL (“kötü” kolesterol), HDL (“iyi” kolesterol) ve trigliserid düzeylerini ölçen panel testtir. Bu değerler, ateroskleroz (damar sertliği), koroner kalp hastalığı, kalp krizi ve inme riskinin değerlendirilmesinde kritik öneme sahiptir. Tahlil için en az 9-12 saatlik tam açlık gereklidir (su içilebilir); yağlı yemekten sonra ölçüm yapıldığında trigliserid yanıltıcı biçimde yüksek çıkar.
Genel hedef değerler: total kolesterol <200 mg/dL, LDL <130 mg/dL (kalp hastalığı riski yüksek olanlarda <100, çok yüksek riskli grupta <70 mg/dL), HDL erkeklerde >40, kadınlarda >50 mg/dL ve trigliserid <150 mg/dL şeklindedir. LDL yüksekliği damar duvarında plak birikimini hızlandırırken HDL yüksekliği koruyucu etki gösterir. 40 yaş üstü her yetişkinin yıllık lipid profili yaptırması, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olanların ise 20’li yaşlardan itibaren takip ettirmesi önerilir.
4. Karaciğer Fonksiyon Testleri (ALT, AST, GGT, ALP)
Karaciğer fonksiyon testleri; karaciğer hücrelerinin hasarını, safra yollarının açıklığını ve organın sentez/detoksifikasyon kapasitesini değerlendirir. ALT (alanin aminotransferaz) ve AST (aspartat aminotransferaz) karaciğer hücresi hasarında yükselir; GGT (gama-glutamil transferaz) ve ALP (alkalen fosfataz) ise safra yolu sorunlarında artar. Toplam ve direkt bilirubin değerleri sarılık değerlendirmesinde kullanılır.
Bu testler özellikle alkol kullanan, fazla kilolu (özellikle yağlı karaciğer hastalığı riski olanlar), düzenli ilaç kullanan ya da hepatit risk grubunda bulunan kişiler için kritiktir. Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık %20-30’unda nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) bulunmakta; bu hastalığın erken döneminde yalnızca hafif ALT yüksekliği görülür ve müdahale edilmezse karaciğer sirozuna kadar ilerleyebilir. Yıllık ALT/AST kontrolü bu sürecin erken tespitini sağlar.
5. Böbrek Fonksiyon Testleri (Üre, Kreatinin, eGFR)
Böbrek fonksiyon testleri; kanda biriken atık maddelerin (üre ve kreatinin) düzeyini ve böbreklerin filtreleme hızını (eGFR – tahmini glomerüler filtrasyon hızı) ölçer. Kreatinin değeri kas kütlesine göre değişir; erkeklerde 0.7-1.3 mg/dL, kadınlarda 0.6-1.1 mg/dL normal kabul edilir. eGFR ise yaş, cinsiyet ve kreatinin değerinden hesaplanır; 90 ve üzeri normal, 60-89 hafif, 30-59 orta, 30’un altı ileri böbrek yetmezliği göstergesidir.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) ilerleyici bir hastalıktır ve erken evrelerinde semptom vermez. Hipertansiyon ve diyabet KBH’nın en sık iki sebebidir; bu iki hastalığı olanlarda yıllık böbrek fonksiyon testi mutlaka istenmelidir. Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık %15’inde değişik evrelerde böbrek fonksiyon kaybı bulunmakta, ancak büyük çoğunluğu hastalıktan habersizdir. Erken tespit edilen vakalarda diyaliz ya da nakil ihtiyacı yıllarca, bazen onlarca yıl ertelenebilir.
6. Tiroid Fonksiyon Testleri (TSH, T3, T4)
Tiroid bezi, metabolizma hızını düzenleyen tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarını üretir. Bu hormonların salınımı, hipofiz bezinden salgılanan TSH (tiroid stimülan hormon) tarafından kontrol edilir. Tarama testi olarak yalnızca TSH ölçümü genellikle yeterlidir; TSH normalse tiroid fonksiyonu büyük olasılıkla normaldir. TSH’nın normal değer aralığı 0.4-4.0 mIU/L’dir; yüksek değer hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid), düşük değer hipertiroidi (aşırı çalışan tiroid) düşündürür.
Tiroid hastalıkları özellikle kadınlarda yaygındır; her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca tiroid disfonksiyonu yaşar. Hipotiroidi yorgunluk, kilo alma, soğuğa karşı hassasiyet, kabızlık, depresyon ve cilt kuruluğuyla; hipertiroidi ise çarpıntı, kilo kaybı, terleme, anksiyete ve titreme ile kendini gösterir. Subklinik (hafif) tiroid bozuklukları aylarca semptomsuz ilerleyebileceği için yıllık TSH ölçümü 40 yaş üstü tüm yetişkinlerde, semptomlu kişilerde ve gebelik planlayanlarda mutlaka önerilir.
7. Vitamin D, B12 ve Folik Asit
Vitamin D (25-OH D vitamini ölçümü) kemik sağlığı, bağışıklık, kas fonksiyonu ve modern araştırmalara göre kronik hastalık riskinin azaltılmasında kritik bir mikrobesindir. Türkiye dahil güneşli ülkelerde bile yetişkin nüfusun %60-80’inde D vitamini eksikliği görülmektedir; bunun sebepleri arasında kapalı yaşam tarzı, güneş kremi kullanımı, koyu cilt rengi, yaşlılık ve obezite yer alır. Normal değer 30 ng/mL’nin üzeridir; 20-30 ng/mL yetersizlik, 20’nin altı belirgin eksiklik kabul edilir.
B12 vitamini (kobalamin) sinir sistemi ve eritrosit yapımı için zorunludur. Vegan/vejetaryen beslenen kişilerde, ileri yaşta, mide ameliyatı geçirenlerde ve uzun süre proton pompa inhibitörü kullananlarda eksikliği sıktır. Normal değer 200-900 pg/mL aralığındadır; 200 pg/mL altı belirgin eksiklik anlamına gelir ve nörolojik hasarın geri dönüşsüz olmaması için tedavi gerektirir. Folik asit ise özellikle gebelik öncesi dönemde nöral tüp defekti riskini azaltmak için önemlidir; her hamilelik planlayan kadında ölçülmeli ve ihtiyaç halinde desteklenmelidir.
8. Demir, Ferritin ve TIBC
Serum demiri, total demir bağlama kapasitesi (TIBC), transferrin satürasyonu ve ferritin; demir metabolizmasını dört açıdan ölçen panel testtir. Ferritin, vücudun demir depolarını yansıtan en hassas göstergedir; normal değer kadınlarda 15-150 ng/mL, erkeklerde 30-400 ng/mL aralığındadır. Sadece serum demiri normal görünse bile, ferritin düşükse “gizli demir eksikliği” anemisi söz konusudur ve henüz hemoglobin düşmemiş olabilir.
Üreme çağındaki kadınlar, gebeler, çocuklar, vegan beslenenler ve mide-bağırsak hastalıkları olanlar demir eksikliği için yüksek risk grubundadır. Türkiye’de üreme çağındaki kadınların yaklaşık %30’unda gizli ya da klinik demir eksikliği anemisi bulunur. Yorgunluk, halsizlik, saç dökülmesi, konsantrasyon güçlüğü, kalp çarpıntısı gibi nonspesifik belirtiler demir eksikliğinin sinyali olabilir; bu nedenle hemogramla birlikte ferritin de yıllık kontrolde mutlaka istenmelidir.
9. CRP, Sedimentasyon ve Ürik Asit
CRP (C-reaktif protein) ve sedimentasyon (ESR), vücutta bir iltihaplanma olup olmadığını gösteren akut faz reaktanlarıdır. Normal CRP değeri 0.5 mg/dL’nin altıdır; bakteriyel enfeksiyon, kronik iltihaplı hastalıklar (romatoid artrit, lupus), kardiyovasküler risk artışı ve bazı kanserlerde yükselir. “Yüksek hassasiyetli CRP” (hs-CRP) ise hafif inflamasyonu daha duyarlı ölçer ve kalp hastalığı riski değerlendirmesinde kullanılır.
Ürik asit ise pürin metabolizmasının son ürünüdür. Yüksek değerleri gut hastalığı, böbrek taşı ve metabolik sendromla ilişkilidir. Normal değer erkeklerde 3.4-7.0 mg/dL, kadınlarda 2.4-6.0 mg/dL aralığındadır. Etli, alkollü ve fruktoz ağırlıklı beslenme ürik asidi yükseltir; tedavi edilmediğinde tekrarlayan gut atakları, böbrek taşı ve kronik böbrek hastalığına yol açabilir. Bu üç parametre check-up’ta nadiren atlanır ama yorum için klinik bağlam şarttır.
10. Tam İdrar Tahlili (TİT)
Tam idrar tahlili, idrarın kimyasal ve mikroskobik özelliklerini değerlendiren ucuz, ağrısız ve son derece bilgilendirici bir testtir. Protein, glikoz, keton, kan, bilirubin, ürobilinojen, nitrit ve lökosit esteraz strip ölçümleriyle taranır; ardından mikroskopta hücre, silendir, kristal ve bakteri varlığı kontrol edilir. İdrar yolu enfeksiyonu, böbrek hastalıkları, diyabet, taş hastalığı ve kanama bozuklukları için tarama değeri yüksektir.
Özellikle idrarda protein (proteinüri) tespit edilmesi, böbrek hastalığının erken bir göstergesidir ve normalde idrarda olmaması gerekir. Mikroalbuminüri testi, hipertansiyon ve diyabet hastalarında böbrek tutulumunu standart TİT’in göremeyeceği erken evrede yakalar; bu nedenle bu hasta gruplarında yılda en az bir kez istenmelidir. İdrar tahlili sonuçlarının doğru çıkması için orta akım idrar tekniği ve genital hijyen önemlidir; özellikle kadınlarda menstrüasyon dönemi tahlili etkileyebilir.
11. EKG (Elektrokardiyografi)
EKG, kalbin elektriksel aktivitesini kaydeden, 5-10 dakika süren ağrısız bir testtir. Kalp ritim bozuklukları (aritmiler), kalp krizi geçirilmiş olup olmadığı, sol ventrikül büyümesi, iskemi (yetersiz kan akımı), elektrolit bozuklukları ve bazı doğumsal kalp hastalıkları EKG ile değerlendirilebilir. 40 yaş üstü her yetişkinin yıllık check-up’ında bazal EKG önerilir; bu kayıt, ilerideki olası bir değişikliği karşılaştırmak için referans olarak da değerlidir.
İstirahat EKG’sinin tek başına kalp damar hastalığını tamamen ekarte edemediği unutulmamalıdır. Eforla ortaya çıkan iskemi için efor EKG (treadmill testi), aritmiler için Holter EKG (24-48 saatlik kayıt), yapısal kalp sorunları için ekokardiyografi gibi ileri tetkikler gerekebilir. Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı olan, göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma şikayeti tanımlayan kişilerde bu ileri tetkiklere kardiyolog yönlendirmesiyle başvurulmalıdır.
12. Yaşa ve Cinsiyete Göre İlave Testler (Mamografi, PSA, PAP, Kolonoskopi)
Yukarıdaki 11 başlığa ek olarak, yaş ve cinsiyete göre tarama testleri devreye girer. Kadınlarda 40 yaş üstü yıllık mamografi (meme kanseri taraması), 21 yaş üstü 3 yılda bir PAP smear (serviks kanseri taraması) ve 50 yaş üstü kolonoskopi (kolon kanseri taraması) önerilir. Erkeklerde ise 50 yaş üstü (ailede prostat kanseri öyküsü varsa 45 yaş) yıllık PSA (prostat spesifik antijen) ve parmakla rektal muayene, 50 yaş üstü kolonoskopi standartlardır.
Bunlara ek olarak; sigara içen veya bırakmış olan 50-80 yaş arası kişilerde düşük doz akciğer BT taraması, 65 yaş üstü kadınlarda kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA), aile öyküsüne göre genetik tarama testleri ve hepatit B/C taraması önerilen ek tetkiklerdir. Bu testlerin sıklığı ve içeriği aile öyküsüne, kişisel risk faktörlerine ve hastanın komorbiditelerine göre kişiselleştirilmelidir; bu nedenle check-up sonrasında bir dahiliye uzmanı ya da aile hekimi ile sonuçların değerlendirilmesi zorunludur.
Karşılaştırmalı Özet: Yaşa Göre Check-Up Sıklığı

| Yaş Grubu | Temel Kan Tahlilleri | Kanser Taraması | Ek Tetkikler |
|---|---|---|---|
| 18-29 yaş | 2-3 yılda bir hemogram, lipid, glikoz | Kadınlarda 21 yaş üstü PAP (3 yılda) | HPV aşısı, cilt kontrolü |
| 30-39 yaş | Yılda bir hemogram, lipid, glikoz, TSH | PAP devam, meme öz muayene | Vitamin D, B12, ferritin |
| 40-49 yaş | Yılda bir tam panel (12 test) | Kadınlarda mamografi (yıllık) | EKG, hs-CRP, gözdibi |
| 50-64 yaş | Yılda bir tam panel + HbA1c | Kolonoskopi, PSA (erkek), mamografi | Kemik yoğunluğu, akciğer BT (sigara öyküsü) |
| 65+ yaş | Yılda bir tam panel + ek değerler | Tüm taramalar + ek geriatrik testler | Bilişsel tarama, denge ve düşme riski |
Check-Up Öncesi Bilmeniz Gereken 5 Önemli Nokta
Konuyla ilgili dikkat edilmesi gereken temel hususlar vardır. Başlıca noktalar şunlardır:
- Açlık şart mı? Lipid profili ve açlık kan şekeri için 9-12 saatlik tam açlık gerekir. Su içilebilir; çay, kahve, sigara, sakız sonuçları etkileyebilir. Diğer testler için açlık zorunlu değildir ama standart olarak sabah aç karnına kan vermek tercih edilir.
- İlaçlarınızı bildirin: Düzenli kullandığınız tüm ilaçları, vitaminleri ve bitkisel takviyeleri tahlil öncesi laboratuvar ve hekiminize bildirin. Bazı ilaçlar (tiroid ilacı, statin, kortizon, doğum kontrol) sonuçları doğrudan etkiler.
- Egzersizden kaçının: Tahlilden önceki 24 saat içinde ağır egzersiz yapmak CK, AST, ALT ve kreatinin değerlerini yükseltebilir; bu, yanlış pozitif sonuç riski oluşturur. Hafif yürüyüş normaldir.
- Sonuçları tek başına yorumlamayın: Bir tahlil sonucu tek başına anlam taşımaz; yaş, cinsiyet, klinik durum ve diğer parametrelerle birlikte değerlendirilmelidir. Mutlaka hekimle yorumlatın.
- Aile öyküsünüzü paylaşın: Anne, baba ve kardeşlerinizdeki kronik hastalık öyküsü (özellikle erken yaşta kalp hastalığı, kanser, diyabet) yapılması gereken ek testleri belirler. Bu bilgiyi hekiminize mutlaka aktarın.
Türkiye’de Check-Up: SGK ve Erişim

Türkiye’de check-up hizmetleri hem devlet hem özel sağlık kuruluşlarında sunulmaktadır. SGK kapsamında devlet ve üniversite hastanelerinde aile hekimi ya da dahiliye polikliniğinden istenilen tahliller ücretsiz yapılmakta; ancak kapsam bireysel paket check-up’lardaki kadar geniş olmayabilir. Aile hekimleri 1. basamak koruyucu hekimlik hizmeti olarak temel taramaları yıllık olarak hastalarına önermekle yükümlüdür ve hekim kararıyla istenen tüm test ve tetkikler SGK tarafından karşılanır.
Özel hastanelerde sunulan paket check-up programları “klasik”, “kapsamlı” ve “premium” gibi kategorilerde 1.500 TL ile 15.000 TL arasında değişen ücretlerle sunulmaktadır. Bu paketler genellikle kan tahlilleri, görüntüleme (USG, mamografi, kemik yoğunluğu), kardiyolojik testler ve uzman muayenelerini içerir. Tamamlayıcı sağlık sigortası ve özel sağlık sigortası poliçeleri birçok check-up paketini kapsam altına alabilmekte; bu durum işveren grup sigortaları aracılığıyla pek çok çalışanın erişimini kolaylaştırmaktadır. Karar verirken hangi testlerin paket içinde olduğunu ve sonuçları yorumlayacak uzman desteğinin sağlanıp sağlanmadığını mutlaka sorgulayın.
Bu konudaki resmi öneriler için Dünya Sağlık Örgütü sayfasına başvurmanız faydalı olacaktır.
🧮 İlgili Araçlar:
• HbA1c Hesaplama Aracı ile son 3 aylık ortalama kan şekerinizi (eAG) hesaplayabilirsiniz.
• eGFR Hesaplama Aracı ile böbrek fonksiyonunuzu (CKD-EPI 2021) hesaplayabilirsiniz.
• BKİ Hesaplama Aracı ile vücut kitle indeksinizi ve sağlıklı kilo aralığınızı görebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Check-up için aç kalmak zorunda mıyım?
Açlık kan şekeri ve lipid profili (kolesterol, trigliserid) için 9-12 saatlik tam açlık şarttır. Su içilebilir; ancak çay, kahve, sigara, sakız ve şekerli içecekler sonuçları etkileyebilir. Hemogram, böbrek/karaciğer fonksiyon testleri ve idrar tahlili açlık olmadan da yapılabilir, ancak laboratuvar genelde tüm tetkikleri aynı anda aç karnına alır ki sonuçlar standartlaştırılabilsin.
Yıllık check-up SGK kapsamında mı?
Aile hekiminizin ya da dahiliye uzmanının tıbbi gerekçeyle istediği tüm temel tahliller (hemogram, biyokimya, idrar, EKG vb.) SGK tarafından karşılanır. Ancak özel hastanelerin paket check-up programları SGK kapsamı dışındadır ve cepten ödeme ya da özel sigorta poliçesi gerektirir. Devlet hastanelerinde bireysel olarak kapsamlı paket check-up uygulaması yoktur; bu hizmet poliklinik bazında tahlil istemiyle yapılır.
Genç ve sağlıklıyım, yine de check-up yaptırmalı mıyım?
Evet. 18-30 yaş arasında bile gizli demir eksikliği, hipotiroidi, prediyabet, gizli karaciğer/böbrek sorunu, vitamin eksikliği gibi tablolar semptomsuz ilerleyebilir. Bu yaş aralığında her 2-3 yılda bir temel tahlil paneli yeterli olabilir; aile öyküsü varsa ya da risk faktörü taşıyorsanız (sigara, obezite, sedanter yaşam) yıllık takip önerilir.
Check-up sonuçlarını kim yorumlamalı?
Sonuçların tek tek değerlendirilmesi için aile hekimi ya da dahiliye uzmanına başvurulmalıdır. Tek bir değer üzerinden internet üzerinden yorum yapmak ya da arkadaş tavsiyesiyle hareket etmek yanlış kararlara yol açabilir. Bazı değerler tek başına anormal görünse de klinik bağlamda normal kabul edilebilir; tersi de geçerlidir. Mutlaka bir hekimle yorum yapılmalıdır.
Tahlil öncesi su içebilir miyim?
Evet, açlık dönemi içinde sade su içmek serbesttir ve önerilir; dehidrate vücutta damar bulmak zorlaşır ve bazı değerler (üre, hematokrit) sahte yüksek çıkabilir. Ancak çay, kahve, meyve suyu, gazlı içecek, süt ve bitki çayları yasaktır; bunlar tahlili etkiler. Yetişkinler için tahlil sabahı 1-2 bardak sade su içmek doğru bir yaklaşımdır.
Check-up’ta kanser taraması yapılır mı?
Evet, ancak yaş ve cinsiyete göre değişir. Kadınlarda 40 yaş üstü yıllık mamografi, 21 yaş üstü 3 yılda bir PAP smear; erkeklerde 50 yaş üstü yıllık PSA (ailesinde öykü varsa 45’ten itibaren) standart önerilerdir. Her iki cinsiyette 50 yaş üstü kolon kanseri için kolonoskopi ya da gaitada gizli kan taraması yapılmalıdır. Sigara öyküsü olanlarda 50-80 yaş arası düşük doz akciğer BT’si önerilir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlarda mutlaka hekiminize danışın.




















Henüz yorum yok! İlk yorumu yapan siz olun.